Black Mirror 5. Sezon İncelemesi | polimats.com

Giriş

Black Mirror 5. sezonu, herhangi başka bir dizinin ilk sezonu olsaydı; değişik bir şeyler deniyorlar diyerek takipte kalacağım bir dizi başlangıcı olabilirdi. Ama bu başlangıç zaten 8 sene önce yapıldı. Son 2 sezonun yayınlandığı dönemde, ilk iki sezonun yarattığı etkiyi yakalayamayan dizi, bu sezonla birlikte o kaliteyi yakalamak ya da kalitesini daha yukarı taşımak gibi bir amacı olmadığını; sadece Black Mirror ilk sezonlarının prestijini kullanarak yola devam eden bir dizi olduğunu kanıtlamış oldu.
Black Mirror 5. Sezon İncelemesi 1

Black Mirror 5. sezonu, herhangi başka bir dizinin ilk sezonu olsaydı; değişik bir şeyler deniyorlar diyerek takipte kalacağım bir dizi başlangıcı olabilirdi. Ama bu başlangıç zaten 8 sene önce yapıldı. Son 2 sezonun yayınlandığı dönemde, ilk iki sezonun yarattığı etkiyi yakalayamayan dizi, bu sezonla birlikte o kaliteyi yakalamak ya da kalitesini daha yukarı taşımak gibi bir amacı olmadığını; sadece Black Mirror ilk sezonlarının prestijini kullanarak yola devam eden bir dizi olduğunu kanıtlamış oldu. 

black mirror

Black Mirror 5. Sezon Bölüm İncelemesi

Striking Vipers: 3 bölüm arasında Black Mirror temasına en yakın olan bölüm olan Striking Vipers, temaya o kadar yakındı ki orijinallik konusunda ortaya yeni hiçbir şey koyamadı. Yani şu bölüm sanal gerçeklik temasının işlendiği diğer bölümlerden farklı olarak ne sundu bize? Söyleyeyim: hiçbir şey. Şu bölümün senaryosunun gideceği yeri kestiremeyen kaç kişi vardır ki aramızda? Hislerin ve duyuların sanal ortama aktarılabildiği inanılmaz bir evren yaratıp; bu evreni Tekken benzeri bir oyun üzerinden işlemek gerçekten de akıl alır gibi değildi. 

Black Mirror 5. Sezon İncelemesi 2

Smithereens: 5. sezonda kötünün iyisi diyebileceğim bölüm buydu. Ama bu bölümü kötünün iyisi yapan en büyük unsur da, Moriarty rolüyle tanıdığımız Andrew Scott’ın etkileyici oyunculuğuydu. Ayrıca senaryo, Black Mirror bölümü olacak kadar teknolojiyle alakalı distopik bir senaryo değildi aslında. Yani bu bölüm 30 dakika uzatılıp film olarak vizyona girseydi, kimse çıkıp da “Black Mirror bölümü gibi film olmuş.” demezdi. Bölümde birkaç tane dikkate değer mesaj vardı ama hiçbirinin de tam olarak klişeden uzak olduğunu söyleyemem.

Popüler şirketlerin bilgiye ulaşma konusunda askeri/siyasi birçok kuruluşa kıyasla daha fazla imkanı olduğu, optimizasyon adı altında kullanıcıları olabildiğince uzun bir süre platformda tutabilmek için her yolun denenmesi, bölümde işlenen cinsten trajik olayların sosyal medyada yarattıkları etkilerin olayın patlama yaptığı anlarda artması, ancak sonrasında insanların saniyelik olarak okuyup geçtiği şeyler haline gelmesi gibi mesajlar; bölüm hazırlandıktan sonra biri “Bu hiç Black Mirror bölümü gibi olmamış.” diyince bir çırpıda eklenen detaylar gibiydi. 

Black Mirror 5. Sezon İncelemesi 3

Rachel, Jack and Ashley Too: Yani… Şu bölüme gerçekten ne denebilir ki? Karanlık atmosferiyle distopya havasını iliklerimize kadar hissettiren dizi, adeta bir gençlik dizisi bölümüyle, bir Hannah Montana bölümüyle 5. sezon finalini yaptı. Kanal D’de gece yarısı uykulu bir şekilde denk geldiğimiz cinsten bir filmmiş havası veren bu bölüm, şu ana kadar yayınlanmış birçok Black Mirror bölümüne yapılan bir saygısızlıktı. Waldo’ya bile sempati duymamı sağlayacak kadar kötü bulduğum bir bölümdü.

Biraz haksızlık ettiğimi düşünenler elbette olabilir. Eğer 3 bölüm arasında Black Mirror kalitesine yakıştığını ve diziyi bir adım ileriye taşıdığını düşündüğünüz bölümler varsa nedenleriyle birlikte yorumlara yazabilirsiniz

Abone Ol

Yeni yazılarımızdan kolayca haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi bizimle paylaşmanız yeterli.

Yorum Yap