Budapeşte Kaç Gün Gezilmeli?
Ben de herkes gibi Budapeşte’ye gitmeden önce bir sürü yazı okumuştum buraya kaç gün ayrılmasıyla ilgili. Bu yazılarda genelde 2-3 gün öneriliyordu ve biz de burada yapılacak şeylerin az olmadığını fark ettiğimiz için 3 gün kalmayı tercih ettik. Ancak bu 3 güne her şeyi sığdırabilmek ve hiçbir şeyden eksik kalmak istemediğimiz için neredeyse her gün sabah 10’dan akşam 10’a kadar gezdik. Bu da yaklaşık günde 25-30 bin adıma denk geliyordu. Güzel yanı çok dolu dolu geçmiş olmasıydı ancak tahmin edersiniz ki gün sonlarında bacaklarımız iflas ediyordu. O yüzden siz siz olun, eğer yorulacağınızı ve çok dayanıklı olmadığınızı düşünüyorsanız en az 4 gün ayırın. Ve hatta şehrin tadını doyasıya yaşayıp hiçbir anı kaçırmak istemiyorsanız, ben 5 gün kalmanızı tavsiye ederim.
Konaklama İşini Nasıl Çözebilirim?
Herhangi bir yere gidildiğinde en önemli problem bence daima konaklama problemidir. Bu yüzden düzgün, rahat ve ekonomik bir yer bulmak gerçekten çok önemli. Çünkü aksi takdirde tüm gezinizin tadından ve tuzundan mahrum kalabilirsiniz. Biz hem ekonomik hem de rahat edebileceğimiz bir yer olması amacıyla Airbnb tercih ettik. Kaldığımız ev şehrin en tarihi caddelerinden birindeydi (Andrassy út) ve bu gerçekten çok işimize yaradı. Bu sayede çoğu yere yayan bir şekilde rahatça gidebildik ve bu tarihi, ünlü caddeyi eksiksizce keşfedebilme şansı bulduk.

Macaristan Para Birimi
Macaristan’ın para birimi Forint aynı zamanda HUF (Hungarian Forint) diye de geçiyor. Turistik bir şehir olduğu için çoğu yerde Euro da kabul görüyor, ancak forint kullanırsanız sizin için daha kârlı olacaktır. Biz Türkiye’de TL’yi HUF’a direkt çeviremediğimiz için yanımıza Euro ve USD alıp Budapeşte’de de onu HUF’a çevirmiştik. Şu anda 1 TL yaklaşık 45.17 HUF. O yüzden nakitlerle alışveriş yapmak başta birazcık farklı gelebilir. Bir şeyin pahalı mı, uygun mu yoksa ucuz mu olduğunu anlamak gerçekten kafa karıştırıcıydı ama alışıyorsunuz harcadıkça. Yanında nakit bulundurmak istemeyenler için bir başka seçenek ise kredi kartı. Yurt dışı harcamalarına açık bir kredi kartına sahipseniz de kolaylıkla harcamalarınızı oradan da yapabilirsiniz.

Budapeşte’de Hava Durumu
Hava durumunu gerçekten iyi ve dikkatli kontrol etmeniz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hava gerçekten çok değişken. Budapeşte’ye ilk adımımızı attığımızda aşırı sıcak, nemli ve yağışlı bir havayla karşı karşıyaydık. Öyle sıcaktı ki ıslanmamak için ceket bile giyemiyorduk; ancak akşamı ise oldukça serin sayılırdı. Gerçekten dengesiz bir havası var, bizim alışık olduğumuzun kesinlikle dışında. Ve ilk günden sonra anladık ki şemsiyesiz gezmememiz gerekiyor. Zaten giderseniz fark edeceksiniz ki herkes elinde şemsiye taşıyor. O yüzden sakın şemsiyelerinizi ve ceketinizi “amannnn ne olacak” diyerek evde bırakmayın. Ne zaman ne olacağı hiç belli olmuyor.
Uğramadan Dönmemeniz Gereken Yerler
Bu bölümde size kısaca ilgimi en çok çeken ve gezmekten en keyif aldığım yerleri anlatmak istiyorum. Sıralamayı kendi favorilerime göre yapıyorum.
Parlamento Binası (Országház)

Her ne kadar içine giriş şansı yakalayamasak da neo-gotik mimarisiyle beni en çok etkileyen yer burası olmuştu. Ayrıca bu binanın temsil ettiği çok güzel bir anlam da var. Şehrin aynı yüksekliğe sahip ve en yüksek iki yapısından birisi bu parlamento binası, diğeri ise St. Stephen Bazilikası. Bu iki bina arasındaki eşitlik ise din ve devlet işleri arasındaki denge ve eşitliğe dikkat çekiyor. Aynı zamanda dünyanın en büyük üçüncü parlamento binası olduğu bilinen Budapeşte Parlamento binası Tuna Nehri’ne bakıyor. Bu nedenle eğer Tuna Nehri’nde tekne turu yapmak isterseniz, parlamento binasını bu eşsiz açıdan görme şansını yakalayabilirsiniz.
Harabe Barlar (Szimpla Kert)

Maalesef burada çok fazla vakit geçirememize rağmen içinde şöyle bir tur atıp etrafa göz atma şansı yakalamıştık. Szimpla Kert Budapeşte’nin en popüler harabe bar(ruin bar) örneği. Bu konsept Budapeşte’nin ünlü bar konseptlerinden birisi. Eski harabe binalar ve eski eşyalardan ortaya çıkarılan bu barlar gerçekten çok canlı ve Budapeşte gece hayatının vazgeçilmezleri. Kitlesi genellikle öğrencilerden oluşan bu barların atmosferine bayılacaksınız. Umarım siz benim aksime, bu barların tadını doyasıya çıkarabilecek zamanı bulabilirsiniz.
Gellért Tepesi (Gellérthegy)

Çok harika bir panoramik bir manzaraya sahip olan ve 235 m yükseklikte bulunan Gellért Tepesi, rotanızda kesinlikle ziyaret edilmesi gereken yerlerden birisi. Çünkü burası sadece bir tepeden ibaret değil. İçinde birden fazla anıt, yapı ve bir de mağara kilise bulunuyor. Mağara kilisenin kesinlikle sıra dışı bir güzelliği olduğunu düşünüyorum. Gellért Tepesi’nin tek kötü yanı ise bu 235 metre yüksekliği tepenin etrafında döne döne yokuşlar ve merdivenler sayesinde çıkabiliyor olmamız. Günün sonunda gerçekten yürüyemiyor hâle gelmiştim. Bu yüzden spor ayakkabı giymeye aman dikkat!!! Ama tüm zorluklar bir yana hedefe ulaştığınızda gördüğünüz şeyler, harika manzara ve başarma hissi buna değer.
Buda Kalesi(Budavári Palota)

Şehrin Buda kısmında kalan ve Tuna Nehri’ne tepeden bakan, harika manzarası, ilgi çekici mimarisi ve tarihiyle asla es geçmemeniz gereken yerlerden birisi de Buda Kalesi. İlk olarak 1265 yılında inşa edilen ve Macar Krallarının yaşadığı bu yapı, birçok tarihi olay ve yıkıma ek olarak en son II. Dünya Savaşı’nda zarar görmesi nedeniyle sonradan tekrar inşa edilmiş. Şu anda Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan bu yapı birçok müzeye ve kültürel tesislere ev sahipliği yapıyor.
Balıkçı Tabyası (Halászbástya)

Hemen arka arkaya bulunan Balıkçı Tabyası ve Matthias Kilisesi’ni çok kolaylıklar beraber gezebilirsiniz. Neo-gotik mimarinin örneklerinden birisi olmakla beraber şehrin en popüler gözlem yeri kabul edilen Balıkçı Tabyası adını şehrin savunmasında büyük önem taşıyan balıkçılardan alıyor. Ve daha sonra eklenen yedi küçük kule ise 7 Macar kabilesinin liderlerini temsil ediyormuş. Ayrıca burada çok güzel fotoğraflar çekebileceğiniz bir sürü yer bulunuyor, arkanıza şehrin nefes kesici manzarasını alarak harika anılar biriktirebilirsiniz.
St. Stephen Bazilikası (Szent István Bazilika)

İşte Budapeşte Parlamento Binası ile aynı yüksekliğe sahip olan St. Stephen Bazilikası. Burada yaptığımız en keyifli şey tartışmasız asansörle en tepeye kadar çıkıp nefes kesici şehir manzarasını izlemekti. Şehrin en büyük kilisesi olan St. Stephen Bazilikası’nın iç mimarisi ve tarzı da beni kesinlikle büyülemeye yetmişti. Aynı zamanda eğer isterseniz, St. Stephen Bazilikası’ndan çıktıktan sonra çevredeki bir sürü cafe ve restorana da göz atabilirsiniz.
Tuna Kıyısındaki Ayakkabılar (Cipők a Duna-parton)

Şimdi de Tuna kıyısındaki bu ayakkabılardan bahsetmek istiyorum. Bu ayakkabılar II. Dünya Savaşı sırasında, ayakkabıları çıkartılarak ve yaş fark etmeksizin Naziler tarafından öldürülen Budapeşte’li Yahudileri temsil ediyor. Çok duygusal ve önemli bir anlama sahip olan bu 60 çift ayakkabıya günümüzde insanlar, olayları anmak için çiçek bırakıp mum yakıyor. Simgesel anlamını asla unutmamız gereken çok önemli bir proje olduğunu düşünüyorum, size de şiddetle görmenizi tavsiye ediyorum.
Kahramanlar Meydanı (Hősök Tere )

Sebebini hatırlamamak ile birlikte biz burayı hem gündüz hem de gece ziyaret etmiştik ama kesinlikle buna değmişti, bu yüzden size de vakit bulabilirseniz burayı günün farklı saatlerinde ziyaret etmenizi önerebilirim. Macar tarihinin en önemli liderlerinin heykellerinin bulunduğu Kahramanlar Meydanı aynı zamanda günümüzde bir sürü etkinlik ve resmi kutlamalara da ev sahipliği yapıyor. Örneğin bizim gece ziyaretimizde, burada ücretsiz bir halk konseri gerçekleşiyordu ve biz de sanki anlıyor gibi neredeyse 30 dakika izlemiştik. Kesinlikle uğramadan geçmemeniz gereken bir yer.
Vajdahunyad Kalesi (Vajdahunyadvár )

Ve son olarak da sizlere Vajdahunyad Kalesi’nden bahsetmek istiyorum. Kendinizi bir ortaçağ masalının karakteri gibi hissetmek istiyorsanız burası tam size göre! Romantik tarzıyla dikkat çeken kale aslında Macar Devleti’nin kuruluşunun 1000. Yıl dönümü için inşa edilmiş ve içinde 4 farklı mimarı stil barındırıyor( Barok, Romanesk, Gotik, Rönesans). Kale aynı zamanda bir sürü festival ve konsere de ev sahipliği yapıyor. Kalenin ön tarafında bulunan yapay gölette ise yazın deniz bisikleti sürebilir, kışın ise paten kayabilirsiniz!
Bonus: Şişman Polis Heykeli


St. Stephen Bazilikası’ndan Tuna Nehri’ne doğru yürürken karşımıza çıkan bu heykeli sanırım asla unutamayacağım. Gördüğüm zaman beni çok güldürüp sebepsiz yere mutlu etmişti cidden. Efsaneye göre, bu polis amcamızın göbeğine dokunduğumuzda bize şans getiriyormuş. E biz de durur muyuz, bol bol dokunduk, sevdik şişman polisi. Umarım gezme şansı bulduğunuz zaman sizi de benim gibi mutlu eder ve şansınız eksik olmaz!