Sinemanın Skandallara Başrol Olan İsmi: Woody Allen | polimats.com

Giriş

Hollywood’un güçlü simalarından olan Woody Allen 1 Aralık 1935’te doğdu. ABD’li film yönetmeni, oyuncusu, senaryo yazarı, stand-up sanatçısı, müzisyeninin asıl adı Woody Allen değil Stewart Konigsberg. Brooklyn’in düşük-orta sınıf bölgesinde Ortodoks Yahudi bir ailede doğdu.

Hollywood’un güçlü simalarından olan Woody Allen 1 Aralık 1935’te doğdu. ABD’li film yönetmeni, oyuncusu, senaryo yazarı, stand-up sanatçısı, müzisyeninin asıl adı Woody Allen değil Stewart Konigsberg. Brooklyn’in düşük-orta sınıf bölgesinde Ortodoks Yahudi bir ailede doğdu.

Woody Allen Sinemaya Neler Kattı?

Yahudilik konusundaki hassasiyetini mizahlı bir dille filmlerinde sürekli gündeme getiren Allen, çok küçük yaşlarda sinemayla ilgilenmeye başladı. İlk senaryosunu yazdığı What’s New Pussycat?’in kastında da yer aldı fakat yapımcıların senaryoyu değiştirdiğini düşündüğü için bir daha yönetmeyeceği bir senaryo yazmama kararı aldı. Oyuncu olarak bazı filmlerde oynadı. Take The Money and Run’da ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu ve olumlu eleştiriler aldı.

Kariyerinin dönüm noktası olan Annie Hall’u çekti. 1977 yapımı Annie Hall hala konuşulan değerli bir otobiyografik parça. Allen’ın hayatını beyaz perdeye en çok yansıttığına inanılan Annie Hall’da Allen başrolü Diane Keaton ile paylaşıyor ve sayısız ödüle ev sahipliği yapıyor. Ayrıca Annie Hall’da ‘Woody Allen’ın sadakatsizliğiyle tanışıyoruz.

Sinemanın Skandallara Başrol Olan İsmi: Woody Allen 1

Sonrasında Manhattan, Hannah and Her Sisters gibi çarpıcı ve büyüleyici filmlerle devam ediyor. Özellikle Hannah and Her Sisters için gerçek hayattan kopmuş çok fazla sahne hissettim diyebilirim. Neredeyse Woody Allen’ın her filminde gördüğümüz çarpışık ilişkileri seyircileri şaşkına çevirmese de obsesif olduğu Yahudiliğini kenara bırakıp din sorgularını dışa vurduğu bir film çekmesi beni çok etkiledi. Woody Allen’ı hepimizden biri gibi görüyorum hayat ne kadar kötü giderse gitsin sona dair hayalci (bazen fazla hayalci belki sanrısal bir hayalcilik) ve çarpıcı bir sonla noktalıyor.

Hayalciliğini beyaz perdeye en etkin aktardığı filmi ‘en özgün film ödülü’ aldığı Midnight in Paris olsa gerek. Adeta ışıltılı bir peri masalı izliyoruz ama bambaşka bir peri masalı. Owen Wilson’ın başrol oyuncusu olduğu Midnight In Paris bizi önce 1920’ye sonra Rönesans dönemine şaşalı bir yolculuğa çıkarıyor. Aşk ve sadakatsizlik burada da oldukça karmaşık bir haliyle elbette ki mevcut. Etik olmayan ilişkileri bu kadar romantize edebilmesiyle beni her zaman şaşkına çeviren Allen, bazen bu romantik kurguları şok edici sonlara bağlayabiliyor. Emily Stone ve Joaquin Phoenix’i bir araya getirdiği 2015 yapımı Irrational Man filmi bu duruma bence en uygun örnek.

woody allen

Woody Allen ve Çöküşü

Yaratıcılığıyla, hayal gücüyle çarpıcılığıyla ve cüretkârlığıyla beyaz perdeye farklı bir tat kattığını düşündüğüm Woody Allen maalesef 2017’de kelimenin tam anlamıyla çöküşe geçiyor. Kate Winslet gibi oldukça başarılı bir oyuncunun başrol oynadığı Wonder Wheel kelimenin tam anlamıyla hayal kırıklığı. Özel hayatından, o dönem yeni yeni çıkan skandal iddialardan etkilenmiş olsa gerek tamamen kendini taklit ettiği çok kötü bir filmle karşı karşıya kalıyoruz.

Üvey kızının Allen’ın onu taciz ettiğine dair iddialarının doğruluğu bilinmese de kadınlara olan saldırgan bakışı basın tarafından bilinen yeni bir bilgi değil. Tüm bunlara rağmen Scarlet Johansson’ın Woody Allen’a destek oluşu birçok yeni iddia doğuruyor ve bir süre magazini işgal ediyor.

Rainy Day In New York ile 2019’da beyaz perdeye dönen Woody Allen bence hayatının en kötü işini ortaya koymuş. Artık oyuncu olarak göremediğimiz Woody Allen başrole Call Me By Your Name’deki oyunculuğu ile nefesimizi kesen Timothee Chalamet’i uygun görmüş ama Timothee’nin tüm oyunculuğunda kendini seyretmek istediği algısını kafamdan atamadım.

Timothee’ye dikkat ettiğimizde Allen oyunculuğundan birçok iz görebilirsiniz bu şahsi olarak sevmediğim bir ayrıntı oldu. Rainy Day In New York’da izlediğimiz şey on metre öteden Woody Allen diye bağıran filmografisine oldukça uygun ama bence taklitten bir adım öteye gidememiş bir film. Allen’ın kadınlara olan saygısız tavırlarından dolayı aldığı tepkilerden sonra zar zor çekip yayınladığı bu filminde orijinal ve kayda değer bir şey göremedim. Artık beyaz perdeye yeni bir soluk getireceğine inancımın maalesef bittiği yönetmen, senarist Woody Allen zaten yeterince güzel filmi bize bıraktı.

Abone Ol

Yeni yazılarımızdan kolayca haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresinizi bizimle paylaşmanız yeterli.

Yorum Yap