Parasite’in Başarısı
İlk gösterimini gerçekleştirdiği 2019 Cannes Film Festivali’nde, büyük ödül Altın Palmiye’yi jüri üyelerinin oy birliği ile kazanan Parasite, uzun soluklu ödül yürüyüşünün yalnızca başlangıcındaydı.
6 adaylıkla girdiği 92. Akademi Ödülleri’nden, En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uluslararası Film ve En İyi Orijinal Senaryo ödülleriyle dönen Parasite, Oscar tarihinde İngilizce dışında bir dilde çekilen ve En İyi Film ödülünü alan ilk film olmayı başarmıştı.
Gençliğinde varlıklı bir ailenin evinde ders verirken hissettiği duygulardan ilham alarak Parazit’i oluşturan yönetmen Bong Joon-ho, ödül töreninde usta yönetmen Martin Scorsese’in “En kişisel hikayeler, en yaratıcı hikayelerdir.” sözünü hatırlatarak da filmin kendi hayatının bir nevi yansıması olduğunun altını çizmişti.

Sosyoloji eğitimin getirdiği birikimle, filmlerinde birey-toplum ilişkisine ekseriyetle yer veren ve Parazit filminde de sosyal eşitsizliği irdeleyen Bong Joon-Ho; kendi dilinde, kendi hikayesini, kendi düşünceleriyle anlatarak alt yazının ve yabancı dilin yarattığı bariyerleri adeta yıkarak türünün örneklerine gelecek adına umut kaynağı olmayı başardı.
Altın Küre, SAG, BAFTA, César ve daha nicesiyle de, ödül yürüyüşünde ismini geniş kitlelere duyuran Parazit, sizce bu başarısıyla gelecek yıllarda sinema dünyasında görülebilecek köklü değişimler adına bir işaret fişeği misyonu üstlenebilir mi?