Ülkemizde 23 Ağustos 2019 tarihinde girecek olan Once Upon A Time In Hollywood, Amerika Birleşik Devletlerinde ise 26 Temmuz 2019 tarihinde vizyona girdi. Filmi ilk izleyenlerden biri olduğumuz için, Tarantino’nun uzun zamandır beklenen filmini Türkiye sinemalarına girmeden yorumladık.

Once Upon a Time in Hollywood Nasıl Bir Film?
Once Upon a Time in Hollywood, hippi akımının yükselişte olduğu yıllarda Hollywood dünyasına kendini kabul ettirmeye çalışan aktör Rick Dalton (Leonardo DiCaprio) ve dublörü Cliff Booth’un (Brad Pitt) hayatından bizlere kısa bir kesit sunuyor. Film, Charles Manson müritlerinin en çarpıcı cinayetlerinden biri olan ve ünlü yönetmen Roman Polanski’nin hamile eşi Sharon Tate’in (Margot Robbie) de aralarında bulunduğu 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan 1969 tarihli Beverly Hills cinayetinin paralelinde geçiyor ve bu olayı filmle bağlayan bir nokta var: Rick Dalton’ın, Roman Polanski ve eşi Sharon Tate’in komşusu olması. Ama daha önce bu konuyla ilgili çok hoşuma giden bir yorum olmuştu.

“Once Upon A Time In Hollywood’a, Charles Manson filmi demek; Inglorious Basterds’a, Adolf Hitler filmi demek gibi bir şey.”
Bu yorumun ne kadar isabetli olduğunu, gerçekten de filmi izlerken bir kez daha anlamış oldum. Ancak her ne kadar seri katil temasından uzak da olsa; yine de hem Amerika’nın en skandal olaylarından birine iki kurgusal karakter ekleyip hem de kendi tarzına uyan bir film çekmek, Tarantino dışında başka hiçbir yönetmenin kolay kolay kalkışabileceği bir iş değil. Ve bana göre Tarantino, beklentilerin bu denli yüksek olduğu bir atmosferde böylesine hassas bir konuyu, filmografisine oldukça yakışır bir şekilde işleyebilmiş. Kendisinin sinemaya bakışını çok seven biri olarak filmden inanılmaz bir şekilde keyif aldığımı söyleyebilirim. Özenle seçilmiş film müzikleri eşliğinde Leonardo DiCaprio-Brad Pitt ikilisinin başrolde olduğu bir dönem filmi izlemek, gerçekten çok farklı bir deneyimdi.

Biraz da oyunculuklardan bahsetmek gerekirse, filmde ne yazık ki pasif bir Margot Robbie performansı izliyoruz. Robbie, filmin pazarlamasında öne çıksa da; filmde durum kesinlikle öyle değil. Al Pacino da aynı şekilde. Yani bu ikilinin filmdeki ağırlığı konusunda beklentilerinizi yüksek tutmamanız iyi olabilir. Ancak Brad Pitt ve Leonardo DiCaprio ikilisinin performansları konusunda beklentilerinizi istediğiniz kadar yükseltebilirsiniz. İstediğiniz kadar. Brad Pitt’in Inglourious Basterds (2009) filmindeki Aldo Raine rolüne bayılan biri olarak, bu filmindeki Cliff Booth karakterini de büyük bir keyifle izledim. Oscar kazanır ya da kazanmaz konusunda iddialarda bulunmak istemem ancak bence Brad Pitt, Oscar’a ilk kez bu kadar yakın olduğu bir performansla karşımızda.
Kısaca, Once Upon a Time in Hollywood öyle keyifli bir filmdi ki; filmden çıktığımda tüm Tarantino filmlerini yeniden izlemek istedim. Film özelinde, beklentileri karşılıyor ya da karşılamıyor konusuna girmek istemiyorum. Bu aslında sizin filmden ne beklediğinize bağlı çünkü Tarantino’nun eski filmlerini de göz önünde bulundurursak, kendisinin vadettiği şey yine çok farklı değil.
P.S: Bolca ayak izliyoruz. Bolca.
