Chernobyl’in, HBO’nun o alıştığımız kalitesini iliklerime kadar hissettiren bir açılış yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Greenpeace’in verilerine göre, Çernobil Faciası’nın yaşandığı günden beri yaklaşık 200.000 kişi, faciada yaşanan radyasyon sebebiyle doğrudan ya da dolaylı olarak hayatını kaybetti. SSCB tarihinin, hatta dünya tarihinin en büyük nükleer kazalarından biri olan Çernobil Faciası öyle etkiliydi ki; 2743 kilometre uzakta olan Galler’de, yüksek radioaktivite sebebiyle yeşil alanlara koyun ve sığırların girişi engellenmişti.
The Sopranos, Game of Thrones, Westworld, True Detective gibi başarı yapımların arkasındaki HBO, bu büyük çaplı faciayı 5 bölümlük bir mini dizi olarak hazırladı ve dün, dizinin ilk bölümü yayınlandı. HBO şu ana kadar yayınlandığı yapımların kalitesiyle, bana göre birçok rakibinin bir hayli önünde yer alıyor. Abone sayısı, geçen seneki Emmy adaylıkları ve gelirler kıyaslandığında; her ne kadar Netflix, sektörde bayrağı taşıyor gibi görünse de durum bence hiç de göründüğü gibi değil.
Ancak açıkça söylemek gerekirse; HBO’nun, Game of Thrones’un final sezonunda, dizinin orijinalliğinden uzaklaşıp, basit bir Netflix dizisi havası veren popülist bir yaklaşım izlediğini görmek, HBO’ya karşı olan bakış açımı biraz olumsuz etkilemişti. Buna rağmen Chernobyl’in, HBO’nun o alıştığımız kalitesini iliklerime kadar hissettiren bir açılış yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim.

HBO’nun Yeni İçeriği Chernobyl Nasıl Bir Mini Dizi?
5 bölüm olarak planlanan mini dizinin henüz ilk bölümü yayınlandı. İlk bölümün uzunluğu 1 saat ve sadece Chernobyl Faciası’nın yaşandığı ilk gece merkeze alınıyor. İlk gecede Chernobyl Nükleer Santrali’ndeki ileri gelen kişilerin, tüm aksi yöndeki uyarılara ve radyasyon verilerine rağmen şehrin boşaltılmasını reddetmeleri ve telefon hatlarını kesme kararları; Chernobyl Faciası’nın bu büyük çaplı kadar olmasında, ihmalin ciddi bir etkisi olduğuyla ilgili çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Hayatının büyük bir bölümünü bu nükleer projeye adamış insanların, pes etmekten kaçarken on binlerce insanın ölümüne yol açmaları ve bu kararları “Lenin, burada olsa bizimle gurur duyardı.” tarzındaki söylemlerle hiç şüphe etmeden almaları, abartılmadan ve etkileyici bir biçimde işlendi.
Karanlık sinematografisi ve müzikleriyle; kaos ortamını başarılı bir şekilde yaşatan dizi, önümüzdeki 4 bölümde de büyük ihtimalle Chernobyl Faciası’nın hemen sonrasında yol açtığı olayları ve SSCB’nin kriz politikasını işleyecek. Bu noktada da muhtemelen, dizi kadrosunda en çok öne çıkan isimlerden olan Stellan Skarsgard’ın canlandırdığı Boris Scherbina karakterini ve Jared Haris’in canlandırdığı Valery Legasov karakterini merkezine alan bir ilerleyişle karşılacağız.
İlk bölümden yola çıkarak; mini dizi olması sebebiyle 5 bölümde olayların çok başarılı bir şekilde, gereksiz ayrıntılara girilmeden yansıtılacağını ve en sonunda ortaya etkileyici ve bilgilendirici bir HBO yapımı çıkacağını düşünüyorum.