İtalya’nın en önemli sanat merkezlerinden Floransa ve Pisa hakkında edindiğimiz deneyimleri size aktarmaya çalışacağız.
Floransa
İtalya’da sanat deyince akıllara ilk gelen şehirlerden birisi olan Floransa, sergileri ve müzeleri ile turistlerin ilgisini çekerken gece hayatı olarak ise pek fazla seçenek sunmamaktadır.

Konaklama
İnterrail sırasında Floransa bizim gece dışarıda kaldığımız ilk şehirdi. Bu yüzden hosteller hakkında derinlemesine bir bilgim yok fakat booking’den Floransa hostellerine bakmanız durumunda geceliği 20-25€’ya ortalama bir hostelde kalabilirsiniz. Şehirde eğlence hayatının çok erken bitmesinden dolayı gece her türlü bar ve kafe kapalıydı bu yüzden geceyi tren garının karşısındaki 24 saat açık olan McDonald’s da geçirdik. McDonald’s ın kötü tarafı ise görevlinin uyumamıza izin vermemesiydi diyebilirim.
Yemek
Kentin mutfağının şekillenmesindeki en önemli faktör şüphesiz ki o coğrafyada yetişen: domates, biberiye, porcini ve truffle mantarları, zeytin, patlıcan, fesleğen gibi sebzelerdir. İtalyan mutfağının karakteristik özelliklerini barındıran Floransa restoranlarında güzel yemekler yiyebilirsiniz.
Özellikle sebze ve bitkisel malzemeler tipik Akdeniz mutfağı ürünlerinden. Dolayısıyla Floransa’da bulabileceğiniz yemek ve atıştırmalıklar damak tadımıza çok da yabancı değil. Sanırım en önemli fark et ve şarap kültüründen kaynaklanıyor. Ülkenin genelinde olduğu gibi Floransa’da da domuz eti yaygın olarak tüketiliyor ve bazı yemeklerin yapımında da şarap kullanılıyor.
Gezilecek Yerler
Floransa’nın en ünlü meydanı olan Piazza del Duomo’da Şehir Katedrali, Giotto’nun Çan Kulesi, Aziz Giovanni Vaftizhanesini bulabilmek mümkün. Özellikle Şehir Katedrali siyah ve beyaz renkleriyle birlikte eşsiz bir görüntüye sahiptir.

Şehrin bir diğer önemli meydanı olan Piazza della Signoria Uffizi Galerisi ve Palazzo Vecchio gibi şehrin iki önemli yapısına ev sahipliği yapmaktadır. Şehre gelen her sanatseverin ise uğradığı Uffizi Galerisi’nin içini gezebilmek için yaklaşık 1 gün geçirmeniz gerekmektedir.

Şehri birbirine bağlayan Ponte Vecchio köprüsü ise II. Dünya Savaşı sırasında Floransa’da yıkılmayan tek köprü olma unvanını taşıyan yapıdır.

Bobolli Bahçeleri ise şehrin en ünlü bahçesi olmakla birlikte ziyarete açıldığı 18. yy’dan bu yana yerel halkın ve turistlerin yoğun ilgisini çekmistir.
Pisa
Şehirde sabahlamamızdan sonra Pisa’ya sabahın ilk ışıklarıyla gittik. Saat 7’de ise insanların çoğu daha yeni kalktığı için sokaklar bomboştu ve Pisa’nın o boş ve tatlı sokaklarını gezmeye koyulduk. Pisa’nın en başından en sonuna doğru gitmek yaklaşık 1 saati aldığı için sabah erkenden Pisa Kulesi’ne varmıştık. Pisa Kulesi’nin yanında sinagog ve katedral bulunmaktadır ve isterseniz 3 yapıyı da detaylıca gezmek için turlara katılabilirsiniz.

Öğlen saatlerinde Pisa Kulesi’nin çevresi fotoğraf çekinenlerle doluydu ve biz de fotoğraf çekindikten sonra Pisa Tren Garı’na doğru yol aldık. Pisa’da gidilecek tek yer Pisa Kulesi ve çevresi olduğundan gezi için 1-2 saat vermeniz yetebilir. Son olarak Pisa Kulesi yamuk olduğundan kulenin tepesine çıkmanız durumunda kulenin çevresi size yamuk gibi görünmeye başlayacağından dolayı en üst katına çıkıp bunu deneyimlemenizi öneririm.